SANA SENİ ANLATMAK
''Sana Seni Anlatmak'' Şiirini Dinlemek İçin Tıkla
SANA SENİ ANLATMAK
Seni sevmek için sana ihtiyacım yok,
Sana seni anlatabilmek için muhtacım.
Bir değil bin kıskandığım ayna,
Senin büyülü gözlerinle
Her gün nazar ettiğin o zalim, ruhsuz ayna;
şaşarım nasıl hâlâ tek parça.
Oysa gözlerin gözlerime değse
Ya da gözlerin gözümün önünden geçse,
Anlardın, nasıl bir şey yüreği parçalara ayırmak
Ve her parçasından bir feryat duymak.

Ne büyük mutluluk,
Dokununca tarağı lime lime eden saçlarından
Dişleriyle teller çalan o hırsızın yerinde olmak.
Ne büyük bahtiyarlık olurdu
Tarağın her gün işlediği suçu bir kez işlemek.
Bir telin uğruna dilim dilim dilinmek,
Bir kâküle, bir zülüfe, bir tele
Bin can feda etmek.

Ey peri ruhsar,
Sokağına serilmiş kaldırım taşlarının
Yürekleri taş kesilmiş.
Bilmezler kıymetini adımlarının,
Bilmezler özlemek neymiş.
Ben bir kaldırım taşı olsam,
Sonsuz özlemle sessizce beklerken,
Tanırdım seni ayak seslerinden.
Belki de hiç bilmeyeceksin sensizliğimi.
Bense ayaklarına sermeye hazırım bedenimi.

Rüzgârlar kapından geçer.
Farkında değil ama meleğin ellerine dokunur,
bazen saçlarını tarar, kıymetini bilmeden.
Sonra başka bahçelerde eser
İçinde bir hicran hissetmeden.

Ey ay yüzlü güzel,
Ben bir sabah rüzgârı olsaydım,
Uzun kış gecelerine kahreder,
Sabahın ilk ışıklarıyla sana koşardım.
İkiz kardeşin güneşi müjdelerdim.
Bir nefes olur dolardım damarlarına.
Sonra, istersen kov gitsin beni.
Bu zevk sarhoşluğuyla ulaşırım bulutlara.

Seni sevmek için sana ihtiyacım yok,
Sana seni anlatabilmek için muhtacım.
RÜSTEM COŞGUN
TÜKENEN
''Tükenen'' Şiirini Dinlemek İçin Tıkla
TÜKENEN
Hüznün elinde keskin kılıçlar,
Köşe başlarında kol geziyor.
Gökyüzünde, ateş topu yıldırımlar
Karanlığa ağıt yakıyor.
Yeri yıkamakta Kül rengi bulutlar.

Oturmuş duvarın dibine bir adam
Söylenmemiş türküler mırıldanır.
Sesi yanık, gönlü yanık, teni yanık,
Elinde zamana yenik bir resim, yarısı yırtık.
Kalbi parlayan kırılmış cam parçaları,
Gözleri aynada tanıdık arar.
Yüzünden belli yıkılmış fildişi kulesi,
Zaman feryatlar çığlıklar barındıran
Bir baykuşun son sesi.
Zaman tükenmiş kum taneleri,
Çölde biriken kum tepeleri.

Oturmuş duvarın dibine bir adam
Gözleri nemli.
Nefes almaya yok hevesi.
Vakit akşam vakti,
Gölgesi boyundan büyük
Başı gövdesine yük.
Damarlarında kırmızı çağlayanlar
Ve hüznün elinde hâlâ keskin kılıçlar…
RÜSTEM COŞGUN

FİLİSTİN ÇOCUKLARI

''FİLİSTİN ÇOCUKLARI'' Şiirini Dinlemek İçin Tıklayınız
FİLİSTİN ÇOCUKLARI
Dünyanın en güzel resmidir bir çocuğun gülümsemesi,
Gülüşü bütün ressamları,
Kahkahası tüm bestekârları kıskandırır.
Üzmeyin bu masumları
Ahları arzı kökünden sallandırır.

Bir damla göz yaşı düşse o tombul yanaktan
Baharlar küser, gündüzler geceye döner.
Ağlatmayın dünyanın en masum canını
Güneşi söndürür gözyaşları.

Onlar dünyanın kanatsız, günahsız melekleri
Annesinden koparmayın
Cennet kokusu minicik elleri.

Siz ey direksiz kubbelerin sahipleri!
Çocuklara silah değil gül uzatın.
Demirden kubbelerin çökmesi yakın.
Yazan - Seslendiren: Rüstem COŞGUN